03 Şubat Cuma gününü Cumartesiye bağlayan gece; iki cihan güneşi, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.s)’in dünyamıza teşrifleri idrak edeceğiz.
Sevgili Peygamberimizin dünyaya teşrifleri Allah’u Teâlâ’nın insanlığa en büyük ihsanı ve lütfudur. Çünkü O’nun gönderilişi âlemlere rahmet, insanlığa kurtuluş kaynağı olmuştur. günah ve zulümle kararan gönüller O’nunla aydınlanmış ve huzura kavuşmuştur. Kadınlar, O’nun sayesinde aşağılanmaktan, ikinci sınıf insan muamelesi görmekten kurtulup toplumda saygın bir konuma yükselmiştir. Zayıf, muhtaç ve kimsesizler; yetim ve öksüzler O’nun merhamet eğitimi ile ilgi ve şefkat görmeye başlamıştır.
Efendimizin doğumu, içinde yaşadığımız dünyanın akışını değiştirmiş ve onun tebliğine kulak veren herkes hayatını yeniden tanzim etme, kendini yeniden yapılandırma ve bundan sonraki gidişatında istikamet sahibi olma konusunda sağlam bir dayanağa kavuşmanın ayrıcalığını yaşamıştır.
Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.s)’in mevlidini idrak ederken bugün bir kere daha O’nun ümmeti olmakla her zaman şeref duyan bizler, tüm insanlık için en güzel örnek olarak takdim edilen sevgili peygamberimizin rehberliğine ne ölçüde bağlı olduğumuzu bu vesileyle yeniden gözden geçirmeliyiz. Yüce Allah’ın son peygamberine ümmet olmak, sadece onun varlığından ve doğumundan haberdar olmakla sınırlı değildir. Ona tabi olmak her vesileyle kendimizi onun sünnetine tabi olarak hayatımızı gözden geçirmeyi, hayatımızdaki eksiklikleri telâfi etmeyi ve yine onun çizdiği yol haritasına bağlı olarak kendimizi inşa etmeyi zorunlu kılar. Kısacası efendimizin yolunu takip etmek ve onu örnek almak, onun sağlığında ashabına takdim ettiği değer ve ölçüleri kendi dünyamıza taşımak ve onun şaşmaz rehberliğine sımsıkı sarılmaktır.
Yüce Rabbimizin âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in getirdiği Kur’an-ı Kerim’i ve sünnetini daha iyi anlamaya, O’nun örnek hayatını ve ahlâkını rehber edinmeye, özellikle cennet meyvesi olan çocuklarımızı O’nun sevgisi ile yetiştirmeye çalışmalıyız.
“Ben, beni görmeden bana iman eden kardeşlerimi özlüyorum.” buyuran sevgili Peygamberimizin bugün yaşadığımız acılar karşısında neler hissedeceğini tahmin etmek zor değildir. Kardeşlik bağlarının neredeyse ciddî yaralar aldığı bir zaman ve mekânda hem Efendimize hem de birbirimize kardeş olmanın iklim ve ortamlarını yeniden bulmak ve yeniden onun özlemini çektiği ve Kur’an’ın ifade buyurduğu kardeşler topluluğu olmayı yeniden hatırlamak zorundayız.
Bu duygu ve düşüncelerle sevgili peygamberimiz (s.a.s.)’in dünyayı şereflendirdiği gecenin yıldönümü olan Mevlid Kandilinin bütün Müslümanlara huzur getirmesini, insanlığın içine düştüğü sıkıntıların aşılmasında kardeşlik bağlarımızın güçlenmesine ve yeni rahmet kapılarının açılmasına vesile olmasını Cenâb-ı Allah’tan diliyor, Mevlid Kandilinin ülkemize ve İslam Âlemine rahmet, bereket ve huzur getirmesini, bütün insanlığın hidayetine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.